KİŞİSEL GELİŞİMİ SAĞLAYARAK NASIL EK GELİR ELDE EDEBİLİRİZ.DAHA FAZLA EK GELİR ELDE ETMEK İÇİN HANGİ ARAÇLARI KULLANABİLİRİZ…. VE İZMİRDE TÜRK MUTFAĞININ GÜÇLÜ KALESİ PARK LOKANTASI HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ… 

formats

BU BİR İŞ İLANIDIR….

EKONOMİK KRİZ VAR DİYE YAKINDIĞIMIZ BU GÜNLERDE DÜNYADA TREND OLAN BİR İŞ FIRSATINI SİZLERE DE SUNUYORUZ…

1)EĞER EVDEN PART TİME ÇALIŞMAK İSTİYORSANIZ

2)EVDEN ÇIKMADAN ALIŞVERİŞ YAPMAK İLGİNİZİ ÇEKİYORSA

3)DAHA GENÇ VE DAHA GÜZEL GÖRÜNMEK SİZİN İÇİN ÖNEMLİYSE

4)DAHA SAĞLIKLI VE DAHA UZUN YAŞAMAK NİYETİNDEYSENİZ

5)DAHA BOL SEYAHAT ETMEK HAYALİ KURUYORSANIZ

6)BAŞKALARINA DEĞİL DE KENDİNİZE ÇALIŞMAK İSTİYORSANIZ

7)EN ÖNEMLİSİ EMEKLİ OLUNCA TEKRAR İŞ ARAMAK İSTEMİYORSANIZ

 

O HALDE SİZ DE BU İŞ SİSTEMİNİN İÇİNDE YER ALMALISINIZ…

 

 

http://www.amway.com.tr/user/cmex64

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

YENİ BİR İŞ, YENİ BİR YAŞAM TARZI…

NETWORK MARKETİNG ASLINDA BİR YAŞAM TARZIDIR.. SİZ BUNA İNANACAK VE İŞ SİSTEMİNDE BAŞARILI ADIMLAR ATACAKSINIZ…

 

Yeni iş modeli mi? Yeni yaşam biçimi mi?

Gelişmemize ve ilerlememize karşı var olan engeller çok büyük ölçüde içimizdedir; yani düşüncelerimizde, hayata bakış açımızda, yetiştiriliş tarzımızda, toplumsal kalıplarda. Kısacası: Paradigmamızda.

Filozof imparator Markus Aurelius’un dediği gibi: ‘Yaşamınız düşüncelerinizden ibarettir; yaşamınızı değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirin.’

Hemen hemen bütün ebeveynler ve diğer büyükler, çocuklar yetişirken sıklıkla şu sözleri sarf ederler: “Evladım iyi okuyun, düzgün bir meslek edinin ki, iyi bir işe girin”. Bizden önceki kuşaklarda çocuklara verilen hedefler daha net ve spesifikti ve bu “Devlete kapılanmak” şeklinde ifade edilirdi.Özel sektörün oluşmadığı ya da yeterli sermaye birikiminin olmadığı dönemde, devletin ekonomideki ağırlığı da belirleyici idi. Bu nedenle; “Devlete kapılanmak” şeklinde ifadesini bulan, kamu sektöründe çalışma anlayışının yadırganacak bir tarafı da yoktu. Günümüzde hala bu anlayışı benimseyenler bulunuyor. Bunun yanı sıra, özel sektörde çalışma arzusu, daha yüksek gelir elde edileceği düşüncesiyle tercih nedeni olabiliyor.

Başlangıçta da ifade ettiğim gibi, genellikle çocukların yetiştirilmesinde verilen hedef; ‘İyi bir işte çalışmak’ üzerinedir. Çok az ebeveyn çocuğuna; “çocuğum, kendi işini kur, ya da yaşamını kendi işini kuracak şekilde düzenle” diye hedef verir. Bu tür söylemde bulunmamanın temelinde daha ziyade korumacı bir tavır bulunur. Hiçbir ebeveyn çocuğunun, geleceği öngörülemeyecek bir yaşam tarzı seçmesini ve yaşamında hesaplanamayan riskler olmasını arzu etmez. Bizim gibi ülkelerdeki belirsizlikler bu tür kaygıları haklı çıkarabilir; ancak fırsatların görülmesini ve değerlendirilmesini de engeller.

Dünyadaki geçerli olan yaklaşım da bizden çok farklı olmasa gerek; zira kendi varlıklarını yaratarak, yaşamlarını onlardan sağlayanların sayısı, yaşamlarını başkalarının varlıklarına değer katmak için çalışanlardan çok daha azdır.

Günümüzdeki gelişmeler ve teknolojinin ulaştığı düzey, iş yapış biçimlerini köklü bir şekilde değiştirdi. Yeni meslekler ortaya çıktı, bazı meslekler ise anlamını yitirdi. Her ne kadar, internet ortamında kendi bireysel iş modellerini kuranlar olsa da; gelişen teknoloji ağırlıklı olarak, mevcut yapının daha verimli çalışmasına hizmet eden bir araç konumunda. Henüz yeni bir yaşam biçiminin oluşumunu ya da dönüşümünü gerçekleştiremedi.

Yeni yaşam biçimi henüz belirleyici olmamış olsa da, bu konuda adımlar atan ve organizasyonlar oluşturan bireylerin sayısı artmakta ve ayak sesleri duyulmakta. Bu yeni yaşam biçiminin en önde gelen isimlerinin başında Robert T. Kiyosaki geliyor.

Robert T. Kiyosaki 1947 doğumlu bir yazar, işadamı, yatırımcı ve motivasyon konuşmacısı. En iyi bilinen kitabı Zengin Baba, Fakir Baba (Rich Dad, Poor Dad)’dir. Bu konularda on beş kitap yazmış ve bu kitaplar yirmi altı milyon adet satılmıştır. Kitaplarında –özetle- geleneksel çalışma ve yaşama modelinin –kendince- açmazlarını göstermekte ve yeni fırsatların neler olduğunu vurgular.

Network Marketing olarak adlandırdığı iş modelinin detaylarını doğaldır ki, bu satırlara sığdırabilmek olanaksız. Araştırmak isteyenler için google yol gösterici olabilir. Network Marketing sistemi yeni olarak adlandırılıyorsa da, aslında elli yıllık bir geçmişe sahip; ancak gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri, konunun önemini ve ivmesini arttırmıştır. Bugün bu işten önemli kazançlar elde eden insanların sayısı oldukça yüksektir.

Network Marketing sistemine dâhil olmak, mevcut işimizi yapmamıza de engel oluşturmuyor; tabii bu, sistemin hangi aşamasında durmak istediğimizle ilgili. Bir başka ifadeyle; bu tarz bir işte ne kadar ilerlemek istediğimize kendimiz karar veriyoruz; yani inisiyatif bizim elimizde. Kanımca önemli olan diğer bir nokta da ‘kazan-kazan’ felsefesinin ve ekip çalışmasının doğru anlamıyla uygulanabilir olması; zira bu sistem içinde birlikte olunan insanlar rakip değil, ortak hedefleri olan arkadaşlar. Bilinen bir organizasyon ve hiyerarşik yapı da söz konusu değil.

Başta da belirttiğim gibi, Network Marketing kavramı çok daha kapsamlı bir konu; ancak çok da basit. Bu konuda en büyük engel mevcut paradigmalarımız; yani düşüncelerimiz. Değiştirmek tabii ki, kendi elimizde.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

MLM,TÜRKİYEDE HIZLA BÜYÜYOR…

MLM, ÇOK KATLI PAZARLAMA YA DA , DOPĞRUDAN SATIŞ DİYEBİLECEĞİMİZ SİSTEM TÜRKİYEDE ÇOK HIZLI BÜYÜYEREK ÖNEMLİ BİR İŞ SEKTÖRÜ OLDU..

 

Devir değişirken müşterilerin beklentileri, davranışları da buna paralel olarak sürekli değişmektedir. Eskilerin bir deyimi vardır: “Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.” Günümüz müşterisinin cebine giden yol ise kalbinden sonra beyninden geçiyor.
Üreticilerin en büyük hayali müşteri adayının kalbinde bir yer edinebilmek. Bunun için farklı pazarlama kanallarıyla müşterinin kalbine ulaşmaya, onunla, iletişimi güçlendirmeye çalışıyorlar.

İşte tam bu sırada “doğrudan satış/çok katlı pazarlama sistemi” devreye giriyor.
Çünkü bu sistem tamamen tavsiye üzerine kurulmuştur. Satıcılar ve müşteriler dosttur. Dolayısıyla ilişkiler dostane bir havada ilerler. Bunun için güven en üst düzeydedir.
Bu tarz büyümeyi seçen şirketler reklâma yatırım yapmak yerine müşteri hizmetlerine yatırım yaparak müşteri memnuniyetini en üst düzeyde sağlamaya odaklanırlar. Memnun bir müşteri, yeni müşterileri getirir ve sistem varlığını bu şekilde sürdürür.Neden Türkiye’de Hızla Yayılıyor?

1) Sistem kazan-kazan yaklaşımı üzerine kurulmuş bir sistem
Ürünleri hem kullanırken kazanıyorsunuz, hem de satarken.
Çünkü ürünü tavsiye ettiğiniz her müşteri üzerinden belli bir kazanç hakkınız var.
Sadece siz değil, tavsiye ettiğiniz kişiler de ürünü başkalarına önerdiklerinden onlar da kazanıyor.

2) Seçme özgürlüğü var
Sistem kurmak istemiyorsanız, sadece ihtiyacınız olan ürünü daha ucuza alabiliyorsunuz.

3) Kendi işinizi kurmanın en kolay ve en ucuz yoludur
Bu tarz pazarlama organizasyonlarında sisteme girmenin, kendi işinizi kurmanın maliyeti 10-80 YTL. Bir girişimci olarak bu sermaye ile kendi işinizi kurmak neredeyse imkânsız.

4) Şirket her türlü satış sonrası hizmeti ve pazarlama desteğini sizin için hazırlıyor
Bu tarz şirketler, kurmuş oldukları teslim merkezlerde kullanıcı ve satıcılara yönelik çalışma ortamları hazırlıyor, ürünleri tanıtan broşür gibi materyalleri oluşturuyor, ürün örnekleri bulunduruyor ve eğitimleriyle iş bilginizi sürekli geliştirmeye çalışıyorlar.
Satın almak istediğiniz ürünü internet veya telefonla sipariş edebiliyor, istediğiniz adrese teslim edilmesini sağladığınız gibi ürünlerinizi teslim merkezlerinden anında kredi kartı ya da nakit ödeme sistemiyle alabiliyorsunuz.

5) İşin riski ve zorunlu mesaisi yok
İstediğiniz kadar çalışabiliyorsunuz. Bu işe girdiğiniz ya da çıkmak istediğinizde maddi kayıplara uğramıyorsunuz.
Ürün stoklamak ya da satmak için bir işyeri tutmanıza, stok maliyetlerine katlanmanıza, nasıl pazarlayacağını düşünmenize gerek yok. Sistem size işte nasıl başarılı olacağınızı da öğretiyor. Zamanınızı kendiniz yönetiyorsunuz.
Ne kadar çalışırsanız, ne amaçla sistemdeyseniz sistem size onu sunuyor. Bir ekip içinde sosyal bir çevreniz oluyor ve takım olarak çalışmanızın sonuçlarını görüyorsunuz.

6) Kim olduğunuzun bir önemi yok
Türkiye’de bir işe girmek için bitirdiğiniz okul, eğitim altyapınız ve sahip olduğunuz iş deneyimi büyük önem arz eder. Bu tür sistemlerde ise ‘isteğiniz’ önemlidir. Dolayısıyla siz işe başlamak istiyorsanız, işe girme serbestiniz var.
Yeterli olup olmadığınız, iş tecrübenizin varlığı burada belirleyici unsurlar olarak öne çıkmıyor. İnsanlar sizi etiketinizle değil, çalışma arzunuz ve sonuçlarıyla takdir ediyorlar.

7) Tek ürünü de toptan fiyatına alıyor, aracılara ayrıca para ödemiyorsunuz
Sadece kendi ihtiyaçlarınızı bile alsanız yine de kazançlısınız. Çünkü sisteme üye olduğunuzda ekip kurmasanız bile ürünleri piyasa fiyatından %30 daha ucuza alıyorsunuz.
Böylece bittiğinde çöpe attığınız kutu maliyetlerinden de kurtuluyor, yani ürünün içeriğine para ödemiş oluyorsunuz. Bu, ekonomik refahın her geçen gün azaldığı ülkemizde büyük bir kazanç kalemine dönüşüyor.

Müşteri Açısından Bu Sistemin Faydaları
Bu tarz pazarlama sistemleri genellikle daha sonra pişman olmak istemediğimiz deneme yanılma yoluyla, ya da araştırarak hatta bir bilene sorarak yaptığımız satın alma davranışımızı gerçekleştirdiğimiz ürünleri piyasaya sürüyorlar.
Türkiye’de Nüfusun %45’inin herhangi bir sosyal güvencesi yok. Tüm dünyada sosyal güvence sistemleri tıkanmaya başladı. Kendi geleceğiniz için kendi çabanızla bir şeyler yapmak zorundasınız. Para biriktirmek için paranız olmalı. Ama siz geçinemiyorsunuz bile. Bu sistemde ise satan kişinin de alan kişinin de daha sonradan başı ağrımıyor. Çünkü size ürünü tavsiye eden de bu ürünü kullanıyor. Siz beğenmezseniz, üretici şirket ürününün arkasında duruyor. Bu durum tüketiciyi de, satan kişiyi de rahatlatıyor ve güvenini pekiştiriyor. Sistemi kullanan da rahat, sistemi tavsiye eden de. Sattığı ürüne güvenen satıcı işine dört elle sarılıyor, kazanıyor.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, aklında her hangi bir soru işareti olmayan tüketiciler, ürünü ‘acaba’ diyerek alıp kullanan müşterilere göre memnunlar.
Belki de,
İyi bir eğitim alma şansı elde edemediniz.
Ev hanımısınız, iş hayatınız hiç olmadı; ama siz ev ekonominize katkıda bulunmak istiyorsunuz.
Çocuklarınızı büyütürken yarı zamanlı bir iş istiyorsunuz.
İyi bir eğitiminiz olsa bile part-time bir iş bulmak da kolay değil.
İş yerindeki entrikalardan sıkıldınız; ama yeni bir iş bulamıyorsunuz?
İkinci bir işe ihtiyacınız var.
Tek maaşla da emekli maaşıyla da geçinmekte zorlanıyorsunuz. İkinci bir iş yapmak ya da hukuken emekli olup çalışmak zorundasınız.
Bu koşullarda iş bulmak ve geçinmek nerdeyse imkânsız gibi…

Ülkemizde,
Emeklilik yaşı kadınlarda 58, erkeklerde 60. Ortala ömür ise kadınlarda 71, erkeklerde 66,4.
Bu dünyadan göçüp gitmeden hayat kalitenizi artırmak, çocuklarınıza iyi bir gelecek kurmak istiyorsunuz, arayış içindesiniz, umudunuzdan ve çalışma isteğinizden başka hiçbir sermayeniz yok.
Tüm bu durumları göz önüne aldığımızda kişilere maddi özgürlük, kendi işine sahip olabilme, zamanı daha özgür kullanabilme şansı ve bireysel gelişim, insanlara yardım etme, yeni insanlarla tanışma fırsatı tanıyan bu sisteme dahil olmak isteyen pek çok insan var. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok kişi kendi hayallerine kavuşma sürecini hızlandırmak, başkalarını da hayallerine kavuşturmak için bu sistemlere tutunuyor.
(ÖZLEM SELLER))

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

BEDEN DİLİNİ KULANMAK MUCİZELER YARATMAKTIR…

KARŞINIZDAKİ KİŞİYE SADECE SÖZLERİNİZLE DEĞİL, BEDEN DİLİYLE DE BŞİRŞEYLER ANLATMALISINIZ…

 

İyi İnsan İlişkileri İçin Etkili Beden Dili

Bazen hareketleriniz gerçek düşüncelerini yansıtmayabilir. Çok ilgilendiğiniz bir konuya ilgisiz gibi görünebilir, yakın hissettiğiniz bir insana soğuk davranabilirsiniz. Beden dilimiz bazen biz istemeden karşı tarafa mesajlar verebilir. Oysa bazı küçük değişikliklerle kendinizi daha iyi ifade edebilir, daha etkili insan ilişkileri kurabilirsiniz.

“Çevrenizden Göreceğiniz İtibar ve Saygı, Kendinize Gösterdiğiniz Özen Kadardır.”Konuşurken Gözlere Bakın

İnsanların yüzüne bakanlar, bakmayanlardan daha çok hoşa gider. İnsanlarla, onları rahatsız etmeyecek ölçüde, ancak mümkün olduğu kadar çok göz ilişkisi kurun.

Tebessümü Unutmayın

Canlı olun. Münkün olduğu kadar sıcak ve dostça tebessüm edin ve gülün. Yüzünüz, çevrenize olan ilginizi yansıtsın. Donuk ve ifadesiz gözükmekten kaçının.

Dinlediğinizi Gösterin

Karşınızdaki konuşurken sık sık başınızı hafifçe aşağı-yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı hissettirin. Söylenenleri kabul edip etmemeniz önemli değildir, sizinle konuşana “anlaşıldım” duygusu yaşatın. Başınızı hafif dik tutun.

YAKIN OLUN

İnsanlara daima, onları rahatsız etmeyecek, mümkün olan en yakın mesafede durmaya gayret edin. Daima konuştuğunuz veya sizinle konuşan insana dönük durun. İkiden fazla insanla bir grup oluşturuyorsanız, sizin için önemli olanların dışındakilere merkezinizi kapatmayın. Mümkün olduğu kadar çok kişiye merkezinizi açık tutun.

Kendinize Özen Gösterin

Grup normlarına, toplumsal rol ve statünüze uygun giyinin. Giyiminize mümkün olduğunca renk katın. Kadınlar erkeklerden daha çok renk kullanabilir. Saç ve el bakımınıza özen gösterin. Kendinize gösterdiğiniz özen, kendinize verdiğiniz değerin ifadesidir. Günlük tıraşını olmamış bir erkek, bıraktığı olumsuz izlenimle ilgili başka bir neden aramamalıdır.

Jestleri Unutmayın

Çok aşırıya kaçmadan, jestlerinizi kullanın. Ellerinizi cebinizde tutmaktan ve kollarınızı kavuşturmaktan, ellerinizle ağzınızı örtmekten kaçının. Açık ve anlaşılır jestleri tercih edin.

Konuşurken…

Çok fazla ve çok hızlı konuşmaktan kaçının. Bir topluluk içinde dinlediğinize yaklaşık olarak eşit miktarda konuşmaya gayret edin. Sesinizin yüksekliğini ve tonunu, bulunduğunuz çevreye göre ayarlayın

Otururken…

Ayaktaysanız, dik durun. Oturuyorsanız sandalye ve koltuğunuzu tam olarak doldurun ve arkanıza yaslanın. Birisiyle konuşurken ve birisi doğrudan sizinle konuşurken öne eğilin ve ilginizi gösterin.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

İLK İZLENİMDE NASIL ETKİLİ OLABİLİRİZ…

KARŞINIZDAKİ KİŞİYİ ETKİLEMEK İSTİYORSANIZ İYİ BİR VİTRİNE SAHİP OLMALISINIZ…

 

7 saniyede işi nasıl kaparsınız?
7 saniye içinde işi kapabilir misiniz? Eğer iyi bir etki bırakırsanız daha da çabuk yapabilirsiniz. İlk izlenim 7 saniye içinde gerçekleşir. İlk izleniminiz iyi değilse, ikinci bir şansınızın olması çok zor. Ancak iyi bir izlenim bıraktıysanız, karşınızdaki sizi ve deneyimlerinizi ciddiye alacaktır.

İnsanların nasıl ilk izlenim edindiğini öğrenin

Araştırmalar gösteriyor ki biriyle tanıştığınızda, izlenimin % 93´ü görünüş, beden dili gibi sözlü olmayan veriler üzerine kurulur. Kullandığınız kelimelerse izlenimin sadece % 7´sini oluşturur. İlk karşılaşma telefonda gerçekleşse de nasıl algılandığınızın % 70´i sesinizin tonuna, % 30´u kelimelerinize göre değerlendirilir. Yani, ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemli.İlk 12 kelimenizi dikkatli seçin

Araştırmalar her ne kadar birebir görüşmelerde kelimelerinizin, insanların sizin hakkınızdaki düşünceleri üzerinde % 7 etkisi olduğunu gösterse de siz yine de işi şansa bırakmayın. Görüşmeciyle tanıştığınızda bir kaç teşekkür cümlesi kurun. “Bana vakit ayırdığınız için teşekkürler” gibi… Siz takdir ettiğinizde insanlar da sizi takdir eder.

Karşınızdakinin ismini kullanın

Kendi isminizden kulağa daha hoş gelen başka bir şey yoktur. İlk 12 kelimenizde ve ilk 7 saniye içinde görüşmecinin ismini kullanmanız, ona değer verdiğiniz ve odaklandığınız mesajını verecektir. İsmiyle çağrılmak kadar hiçbir şey insanların dikkatini çekmez.

Saçınıza dikkat edin

Çünkü görüşmeci de edecektir. Biriyle tanıştığınızda dış görünüşünüzle ilgili olarak, ilk etapta saçınız ve yüzünüz dikkat çekecektir. Hiç kimse saçı stili profesyonel olmayan, dağınık saçlı biriyle çalışmak istemez.

Ayakkabılarınızın temiz olmasına özen gösterin

İnsanlar yüzünüzden hemen sonra ayaklarınıza bakar. Ayakkabılarınız temiz değilse, görüşmeci detaylara önem vermediğinizi düşünecektir. Ayakkabılarınız boyanmış ve iş ortamına uygun olmalı. Ayakkabınız kapıdan çıkarken giydiğiniz son şey olabilir ama insanların ilk dikkat ettikleri şeylerden biridir

Hızlı yürüyün

Araştırmalar gösteriyor ki diğerlerinden % 10-20 daha hızlı yürüyen insanlar, önemli ve enerjik olarak görülüyor. Bu tam da potansiyel işvereninizin aradığı bir tip. Etkilemek istiyorsanız, temponuzu arttırın ve sanki bir yere yetişiyormuşsunuz gibi hızlı yürüyün

İyi el sıkmayı öğrenin

Potansiyel işvereninizle tanıştığınızda, ilk yaptığınız elinizi uzatmaktır. Her iş adamı bilir ki iyi bir tokalaşma kendinden emin olmalıdır. Ancak görüşmelerde genelde, insanlar gevşek bir tokalaşma yaparlar. Eğer iyi bir başlangıç yapmak istiyorsanız, karşınızdakinin elini tam olarak kavramalı ve kendinden emin bir şekilde ama hafifçe tokalaşmalısınız. Böylece iyi bir iş ilişkisinin başlangıcını gerçekleştirmiş olursunuz.

Beden dilinizle sözlü mesajlarınızı uyumlu hale getirin

Tebessüm ya da memnun bir ifade, görüştüğünüz kişiye orada bulunmaktan memnun olduğunuz mesajını verir. Göz kontağı kurmak, söylenenlere dikkat ettiğinizi ve ilgilendiğinizi gösterir. Görüşmeciye doğru eğilmeniz, konuşmaya dahil olduğunuzu gösterir. İlgili ve ilginç görünmek için mümkün olduğunca çok işaret kullanın.

Görüşme sürecinde, her hareketinizi planlayabilirsiniz. Görüşmeyi ayarlar, hazırlanır ve sunumunuzu yaparsınız. Ancak potansiyel işverenler her an her yerde karşınıza çıkabilir. Bu nedenle her an iyi bir izlenim yaratmak için hazır olun.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

MÜCADELE YOKSA BAŞARI DA YOK.. !!

SİZ DE HER ŞEYE SAHİP OLABİLİRSİNİZ. BUNUN İÇİN  YAPMANIZ GEREKEN TEK ŞEY BUNU GERÇEKTEN İSTEMEKTİR..

 

 

Kim olduğunuz ya da nereden geldiğiniz hiç fark etmez. Kazanma yeteneğiniz sizinle başlar. Her zaman, yapmanız gereken sadece içinizdeki ışığı ortaya çıkarmaktır. Başarılı olan her kişi bunu birisi yol göstersin diye yapabilmiştir. Yol göstericiniz her zaman aileden biri olmayabilir. Benim durumumda bu, okulum ve arkadaşlarım olmuştu.

Yaralarınızdan Bilgelik Yaratın

Mücadelenin olmadığı yerde dayanıklılıkta yoktur. Hata daha da ileri giderek diyebilirim ki; hayat hakkınız mücadele gücünüz kadardır. Hemen şimdi! Dost görünen düşmanlarınız, yediğiniz kazıkları, türlü kıskançlıkları elinizin tersiyle itin ve doğru bildiğiniz yolda yürümeye devam edin. Unutmayın! Öç almanın en iyi yolu başarılı olmaktır. Kendinizden nefret etmeden başkalarından nefret etmeyi başaramazsınız.

Sınırınız Gökyüzü OlsunHer şeye sahip olabileceğinizi bir an için bile aklınızdan çıkarmayın. Yanlızca bunun tek bir adımla başarılamayacağını, tek gecede olmayacağını bilin yeter. Unutmamanız gereken tek şey budur. Onun dışında imkânsızı istemekte hiçbir sakınca yoktur.

Kendinize Borçlu Kalmayın

Benim felsefem şudur: Şu anda elimden gelenin en iyisini yapmalıyım. Bu sadece hayata karşı sorumluluğum yüzünden değil, aynı zamanda bir an sonra daha iyi bir yerde olabilmem içinde gerekli ve bunu kendime borçluyum. Olmasını istediğiniz tüm değişikler için işe en önce kendinizden başlamaya ne dersiniz.

Olmayan Formüllerinin Peşine Takılmayın

Hayat sizi cesaretiniz ve çalışkanlığınız ölçüde ödüllendirecektir. Biliyor musunuz, yaşamın en büyük sırrı, hiçbir sırrı olmamasında. Amacınız ne olursa olsun, oraya ancak çalışmaya ancak gönüllüyseniz ulaşabilirsiniz. İsteyecek kadar cesur olun, hak edecek kadar da çalışkan.
Merak etmeyin, gerisi kendiliğinden gelecektir.

Oprah Winfrey

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

HEDEFLERİNE ULAŞABİLECEĞİN BİR EYLEM PLANIN VAR MI ??

YAŞAMINDA KESİN HEDEFİNE ULAŞABİLECEK YETENEĞE SAHİP OLDUĞUNUN FARKINDAMISIN..

 

Düşün ve Zengin Ol (Think and Grow Rich) kitabının yazarı Napoleon Hill, hedeflerinize başarıyla ulaşmada anahtar öğelerden biri olarak gösterdiği özgüven için aşağıdaki formülü sunuyor;

BİR: Yaşamdaki kesin hedefime ulaşabilecek yeteneğe sahip olduğumu biliyorum. Dolayısıyla, kendimden bunun başarılmasına yönelik kararlı ve sürekli eylem bekliyorum ve hemen şu anda bu yönde harekete geçeceğime söz veriyorum.,

İKİ: Zihnime hakim olan düşüncelerin, sonunda dışa dönük, fiziksel bir eylem haline geleceklerini ve zamanla kendilerini fiziksel gerçekliğe dönüştüreceklerini biliyorum. Bu yüzden, günde otuz dakika, düşüncelerimi, olmak istediğim kişiyi düşünmeye odaklayacağım ve böylece zihnimde net bir resim oluşturacağım.ÜÇ: Kendi kendine telkin ilkesiyle, ısrarla zihnimde sakladığım her arzunun, sonunda, arkasında yatan nesneye ulaşarak pratikte kendini göstermeye çalışacağını biliyorum. Bu yüzden, günde 10 dakikamı, kendimden özgüven geliştirmeyi talep etmeye adayacağım.

DÖRT: Yaşamdaki temel amacımın tanımını net bir biçimde kağıda döktüm. Bu amaca ulaşmak için yeterli özgüvene sahip olana dek denemekten asla vazgeçmeyeceğim.

BEŞ: Hiçbir zenginliğin ya da statünün, doğruluğa ve adalete dayanmıyorsa kalıcı olamayacağını çok iyi biliyorum. Bu yüzden, etkilediği herkese yarar sağlamayan hiçbir işe girişmeyeceğim. Kullanmak istediğim tüm güçleri kendime çekerek ve diğer insanların işbirliğini sağlayarak başarılı olacağım. Diğer insanları, başkalarına hizmet etme arzumdan dolayı bana hizmet etmeleri için ikna edeceğim. Kin, haset, kıskançlık, bencillik ve olumsuzluk duygularını, insanlık sevgisi geliştirerek tamamen yok edeceğim; çünkü başkalarına yönelik olumsuz bir tavrın bana asla başarı getiremeyeceğini biliyorum. Diğerlerinin bana inanmalarını sağlayacağım; çünkü ben de onlara ve kendime inanacağım.

Ve Son olarak: Bu formülü imzalayacağım, belleğime yerleştireceğim ve günde bir kez yüksek sesle tekrarlayacağım. Bunu bütün kalbimle ve bu formülün zaman içinde düşünce ve eylemlerimi etkileyip özgüvenli ve başarılı bir kişi haline gelmemi sağlayacağına inanarak yapacağım

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

KENDİNİZE YATIRIM YAPIN….

YAPTIĞINIZ İŞTEN NE KADAR HABERDARSANIZ İŞİNİZDE O KADAR BAŞARILI OLACAKSINIZ..

 

 

Markanızın Saygınlığını Siz Arttırırsınız!
Müşteri önemlidir demiştik. Markamızı bir şekilde ona pazarlamak amacında olduğumuzdan buna şüphe yok. Ancak unutmayın, siz ve içinde bulunduğunuz şirketiniz de önemlidir.
Büyük ya da küçük bir marka olabilirsiniz. Ancak markaları önemli hale getiren de bu markaları piyasaya taşıyan insan ve onun bu markaya kattığı değerdir. Müşteri görüşmelerinde kendi k

oltuğunuza bizzat önem kattığınız ilkeyi unutmamalısınız. Davranışlarınız, giyiminiz, konuşmanız ve işe olan hakimiyetiniz hem sizin hem de şirketinizin ve dolayısıyla satışını yaptığınız ürünün değerini arttıracaktır.Karşınızdaki İnsanı Dinleyin
Sattığınız mal ya da hizmeti ancak konuşarak anlatabilirsiniz, öte yandan müşteri ihtiyacını da ancak dinleyerek öğrenebilme şansınız bulunmaktadır. Konuşmak bir ihtiyaç olup bu eylemi yaparken mutlu olsanız da siz iyi bir dinleyici olduğunuz zaman müşterinizin ihtiyaçlarını daha kolay saptayacaksınız. Bu sayede ona en uygun ürünü kendinizi yormadan bulacak ve satış grafiğinizin giderek yükseldiğine tanık olacaksınız.
Kendinize Yatırım Yapın!

Bilgi… Bilgi… Bilgi… Yaptığınız işten ne kadar haberdarsanız satış grafiğiniz de o denli iyi olacaktır. Artı ve eksilerini tam bilemediğiniz bir ürünü satabilmek şöyle dursun, müşteriyi o üründen soğutma ihtimaliniz yüksektir. Kendinizi donanımlı kılabilmek ise okumak, eğitimlere katılmak ve varsa etrafınızdaki insanların deneyimlerinden faydalanmakla elde edilebilecek bir olgudur. Bilgi ancak insana yani kendinize yapılan yatırımla gerçekleşir.

Kimseyi Kötülemeyin!
İş etiği, ahlakı ve dürüstlük günümüzde yeniden saygı görmeye başlayan kavramlardır. Rakiplerinizin boşluklarını bilseniz de onların zayıflıklarını vurgulamak vakit kaybı olmaktan öteye gitmez. Bunun yerine kendi ürün veya hizmetinizin olumlu yönlerini savunmanız hem marka gücünüzü arttırır hem de müşteriler gözünde saygınlığınızın yükselmesini sağlar.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

HEP AYNI ŞEYLERİ YAPARAK FARKLI SONUÇLAR ALAMAZSIN..

HAYAT SENİN SEÇİMLERİNDİR, FARKLI ŞEYLER YAPAN FARKLI SONUÇLAR ALACAKTIR…

 

Her şeye aynı açıdan bakarsan, hep aynı şeyleri düşünürsün.
Hep aynı şeyleri düşünürsen, hep aynı şeyleri yaparsın,
Hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin.
Hep aynı sonuçları elde edersen,
Hep ya mutlu ya da hep mutsuz olursun.

Carlos Castaneda..

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

İYİ BİR HAYAT MI ? YOKSA MUHTEŞEM BİR HAYAT MI ??

İYİ HAYAT MUHTEŞEM HAYATIN DÜŞMANIDIR DERLER.. ÇÜNKÜ HEPİMİZ KENDİ RAHATLIK BÖLGEMİZDEN ÇIKMAK İSTEMEYİZ.

 

OYSA Kİ HAYAT RAHATLIK ALANINIZIN DIŞINA ÇIKTIĞINIZDA BAŞLAR .

İŞTE ORASI BİZİM MUHTEŞEM HAYATIMIZIN BAŞLANGICIDIR..

Rutin bir hayat sürmek, her sabah kalkıp bir önceki günün aynısını tekrarlamak, sık sık “Ben bu anı daha önce yaşamıştım” hissine kapılmak, her hafta sonu aynı mekanlara gidip aynı yüzleri görmek bazen insanı amansız bir hastalık gibi avucunun içine alan, ruhundaki enerjiyi tüketen, yaşama sevincini körelten bir can sıkıntısına neden olur. Bö

yle zamanlarda hayatımızın inişsiz çıkışsız, engelsiz, tehlikesiz, sapaksız, tuzaksız bir yol olduğunu düşünür, adeta umutsuzluğa kapılırız. Hatta zihnimizde “Bir sorunum olsa da onunla uğraşsam, hayatıma renk gelse…” gibi abuk sabuk fikirler bile belirir. Kendi içimizden çıkmak, kimliğimizden uzaklaşmak, bambaşka bir yerde bambaşka bir hayata başlamak isteriz.YAŞAMI BAŞTAN YARATMAK

Eğer siz de son zamanlarda sık sık bu tür hislere kapılanlardansanız ve art arda sıralanan günlerden oluşan upuzun zincire bağlanmış sürüklendiğinizi hissediyorsanız, hayatınızda ciddi bir reform yapmanızın zamanı geldi demektir. Ancak sakın bu reformu gayet iyi giden bir duygusal ilişkiyi bitirerek, arkadaşlarınızla görüşmeyerek ya da rahat bir hayat yaşamanızı sağlayan işinizden ayrılarak yapacağınızı sanmayın. Çünkü böylesi gereksiz ve anlamsız bir maceraya atılmaktan öte hiçbir işe yaramaz. Unutmayın ki, hayatınıza bir şeyler eklemeye ihtiyacınız var, ondan bir şeyler eksiltmeye değil.

Yeni bir başlangıç için öncelikle kendinize sormanız gereken bazı sorular var ve hayatınızı tekdüzelikten kurtaracak güce ve enerjiye sahip olup olmadığınızı anlamak için bu soruları dürüstçe yanıtlamanız şart.

İŞTE YAŞAMINIZI DEĞİŞTİRECEK DOKUZ SORU:

1. Gün içinde neleri sadece alışkanlık icabı yapıyorsunuz?

2. Bu yaptıklarınızdan hangilerine gerçekten devam etmek istiyorsunuz?

3. Neden geri kalanını yapmayı bırakmıyorsunuz?

4. Hayatınızda neleri değiştirmeye ihtiyacınız var?

5. Sizi bu değişiklikleri yapmaktan alıkoyan ne?

6. Bu değişiklikleri yaparsanız olabilecek en kötü şey ne?

7. Bu en kötü ihtimalin gerçekleşmesi olasılığı ne?

8. Tam anlamıyla mutlu musunuz?

9. Yoksa sadece hayatınızdan memnun musunuz?

ARTIK EYLEM ZAMANI

Bu soruları yanıtladıktan sonra kendiniz ve hayatınız hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunuzu fark edeceksiniz. Şimdi sıra işin uygulama bölümünde. İçinizdeki potansiyel enerjiyi ortaya çıkarmak ve kinetik enerjiye dönüştürmek için uymanız gereken sadece beş basit kural var.

BEKLEMEYİN, HAREKETE GEÇİN:

Harekete geçmek için yapılması gereken tek şey harekete geçmektir, bu kadar basit. Gündelik yaşamınızı daha renkli, heyecanlı ve eğlenceli hale getirmeye karar verip hiçbir girişimde bulunmazsanız, verdiğiniz kararın da hiçbir geçerliliği kalmaz. Kısacası planlarınızı gerçekleştirmek için yarını beklemeyin, beklerseniz o “yarın” asla gelmez.

KELİME HAZNENİZİ GÖZDEN GEÇİRİN:

“Keşke, aslında, yapabilirdim, mümkün olsa” gibi kelimelerin hayatını değiştirmek isteyen bir insanın kişisel sözlüğünde yeri yok. Bunları kafanızdan ve yaşamınızdan çıkarın. Yani artık “Aslında bugün spora gitmek istiyordum” diye bir şey olamaz. Ya gidin, ya da gitmeyin. Kendinizi geliştirmek için yeni bir kursa başlamanızı, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gitmenizi ya da farklı insanlarla bir araya gelmenizi engelleyen hiçbir şey yok. Unutmayın ki yeni şeyler denemekten korkar ve korkaklığınızın üstünü bahanelerle kapatmaya çalışırsanız, o dümdüz ve sıkıcı yolda yürümeye devam etmek zorunda kalırsınız.

ŞİKAYET ETMEYİ BIRAKIN:

Bir insana kendine acımaktan daha fazla hiçbir şey zarar veremez. Arabesk düşüncelerden uzaklaşın ve sorununuzu akılcı yöntemlerle çözmeye çalışın. Hayatınız değişsin diye illa ki sevgilinizi değiştirmeniz gerekmez. Evinizin dekorasyonunda ya da dış görünüşünüzde yapacağınız küçük bir yenilik içinizde ciddi bir farklılık hissi yaratabilir. Kendinize acımaktan vazgeçin ve büyük dönüm noktaları beklemek yerine küçük küçük değişimleri birer mutluluk kaynağı olarak görmeye çalışın.

OLUMLU DÜŞÜNÜN:

Negatif düşüncelerin, karamsarlığın ve mutsuzluğun esiri olan bir insan kesinlikle renkli ve farklı bir hayat kuramaz. Dış koşulları değiştirmeniz için önce içsel olarak buna hazır olmanız gerek. Olumlu ve yeniliklere açık bir kimlik edinmeye çalışın. Size küçük mutluluklar veren kişilerin, olayların, durumların ve gelişmelerin üzerinde daha fazla durun. Yaşadığınız sokağa, çalıştığınız iş yerine, buluştuğunuz insanlara hatta içtiğiniz kahveye farklı bir gözle bakmaya ve hayatınızdaki her şeyi yeni baştan keşfetmeye çalışın.

DİĞERLERİNİ UNUTUN:

Kendinizi başkaları için değiştirmeye, ailenizin ya da sevgilinizin hayalindeki insan olmaya çalışmayın. Çünkü bu sizi daha mutlu kılmaz. Önemli olan sizsiniz, yalnızca siz… Diğerlerini boş verin ve kendi isteklerinizi, özlemlerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirmeye konsantre olun.

KENDİNİZLE VAKİT GEÇİRİN:

Yaratıcılığı mesleğinizle sınırlı bir olgu olarak görmeyin. Çünkü önemli olan hayatın her anında ve her alanında yaratıcı olmak… Hayal gücünüzü geliştirmek için ara sıra sadece ve sadece kendinizle vakit geçirin; bir şeyler yazın, okuyun, düşünün, özel zevklerinize vakit ayırın, bilinçli yalnızlığın tadını çıkarın. İstediğiniz hayatı yaşayıp yaşamadığınızı düzenli aralıklarla kontrol edin ve gereken değişiklikleri yapmak için bir saniye bile beklemeyin.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Powered Sanalrenk Hosting